Çünkü hayatin en büyük derdini Çözebilecek tek kisi Isa’dir.
Hayatin en büyük derdinin ne oldugunu biliyor musun? Bu yasli insanlar için mesane veya böbrek sikayetleri, veya genç insanlar için kiz arkadasi veya erkek arkadasi gibi görünebilir. Ancak inan ki yasamdaki yegane dert Tanri huzurundaki suçumuzdur.Yillarca gençler arasinda çalistim. Ve daima onlara bu gerçegi anlamalarinda yardimci olmak amaciyla yeni açiklamalar getiren bir kisi oldum. Bu resimlerden birisini tekrar kullanmak istiyorum. Dogumdan itibaren boynumuzda agir bir demir çember tasidigimizi farz edin. Farz edin ki her günah isledigimde bu çember üzerine bir halka kaynak edilsin. Saf olmayan bir fikrim var: bir halka eklenir. Anneme göre ben pisim: bir halka eklenir. Diger insanlar hakkinda kötü konusurum: bir halka eklenir. Sanki Tanri yokmus gibi hiç dua etmeden bir gün geçiririm: yeni bir halka eklenir. Dürüst degilim, yalan söylerim: bir halka daha eklenir.
Arkamizda sürükledigimiz zincirin-suçlarimizdan olusan bu zincirin boyunu tahmin etmeye çalisin. Zincirin ucunu göremezsiniz, sucumuz her seye ragmen gerçektir.
Aslinda, devasadir ve gittigimiz her yere onu da sürükleriz. Insanlarin niçin daha mutlu ve memnun olmadigini genellikle merak ederim. Hayat o kadar kötü gitmemektedir. Mutlu olmalari için her türlü sebep var gibi görünmektedir. Ancak mutlu degillerdir. Ve olamazlar da çünkü günahlarindan olusan agir zincirin altinda egilmislerdir. Simdi onlari bundan hiç kimse kurtaramaz, ne bir Imam ne bir Rahip ne de bir melek. Sadece Tanri "bir insan ektigini biçer" diyerek onu kurtarabilir.
Ancak Isa var. O hayatin en büyük derdini çözebilecek yegane kisidir, çünkü o benim günahlarim için ölmüstür. Ölerek haksiz olan bizleri hakli yapmistir. Isa günahlarim için yalniz birakilmistir. Bizleri suç zincirimizden kurtarabilecek olmasinin nedeni budur; ve sadece o bunu yapabilir. Deneyimlerime dayanarak sunu söyleyebilirim ki, günahlarimizin affedildigini bilmek gerçek kurtulustur. Insanin bunu yasayabilmesi en büyük kurtulustur. Ve bu sadece hayatlarimizi degil ölümümüzü de degistirebilir. Siz yaslica insanlar sunu anlarsiniz: ölmek ve günahlardan arindirilmis, olmayi bilmek bir seydir; ve yaptiginiz yanlislarin bütün agirligi altinda sonsuza gitmek bir baska seydir. Bunu düsünmek bile dehset vericidir. Bütün hayatlari boyunca iyi olduklarini ve yaptiklarinin dogru oldugunu iddia eden pek çok insan tanirim. Bunlar bir gün ölecekler ve sadece yasam gemilerinin Tanri ile bulusmak üzere sonsuzluk akiminda sürüklenip gittigi görmek için son dost eli birakmak zorunda kalacaktir. Beraberlerinde hiçbir sey götüremezler, ne sirin evlerini ne de banka hesaplarini. Günahlari disinda hiçbir seylerini. Tanrinin huzuruna çikmalarinin yolu budur! Ne kadar dehset verici! Ancak bu insanligin genelidir. Diyebilirsiniz ki "Bütün insanlar böyle ölecek; Hepsinin sonu budur". Dostlarim, böyle ölmenize gerek yok. Isa günahlarin affini sunmaktadir. Bu muhtemelen yasayabileceginiz en büyük kurtulustur. Ve simdi bu mümkündür.
Günahlarimin bagislandiginin ne demek oldugunu deneyimle ögrendigimde on sekiz yasindaydim. Zincirim kirildi ve düsüp gitti. Ve sonra ilahide söylendigi gibi; Günahlarin bagislandi. Bu hayatta kalmak için bir söz eziyet içindeki
Ruhum Isa adiyla yenilendi. Bu hayat sözlerini isitmeniz dilegimdir. Bugün Isa’ya yaklasin. O sizi bekliyor. Ve ona deyin ki "hayatim büyük bir boslukta ve çok günah isledim. Tövbe etmekten hep uzak durdum. Zaman zaman kendi kendime konustum durdum. Simdi bütün günahlarimi sana getiriyorum, Ve kaninin günahlarimi arindiracagina inanmak istiyorum." Günahlarin bagislanmasi çok güzel bir olay.
On yedinci yüz yilda Ingiltere‘de John Bunyan adinda bir adam yasamisti. Bu adam inanci yüzünden uzun yillar hapiste kalmisti. Bazi seyler asla degismiyor. Dünyada Tanrinin Sözünden sonra en saglam yer hapishanedir. Bunyan hapishanedeki hücresinde muhtesem bir kitap yazmistir; bu kitap -Cücenin ilerleyisi- bugünü de ilgilendirmektedir. Bu kitapta bir Hiristiyan‘in hayatini macera dolu bir seyahat ile kiyaslamistir. Kitap söyle baslar: Yikim sehrinde yasamakta olan bir adam, aniden endiseye düsmüstü. Kendi kendine söyle dedi "Yanlis olan nedir? huzursuzum ve mutsuzum. Buradan uzaklasmam gerekiyor." Düsüncesini karisi ile paylasir, ancak karisi "sinirlerin çok gergin, iyi bir dinlenmeye ihtiyacin var" der. Ancak bu ona çok iyi gelmez. Endisesi devam eder. Ve bir gün kendisine sunu söyler "Böyle olmuyor, sehri ne pahasina olursa olsun terk etmem gerekiyor" ve çekip gider. Ilk bir kaç adimdan sonra sirtinda büyük bir agirlik oldugunu fark eder. Ondan kurtulmaya çabalar ancak basaramaz. Acele ettikçe sirtindaki agirlik artar. Yola çikmadan önce bu agirligi çok hafif olarak hissetmistir. Ve bu ona çok normal gelmistir. Fakat Yikim sehrinden uzaklastikça yük gittikçe agirlasir. Sonunda adim atamaz hale gelir. Büyük çaba harcayarak bir dag yoluna tirmanmayi basarir. Daha sonra patikanin bir dönüsünde hemen önünde bir haç görür. Korkarak hacin dibine çöker, ona sarilarak gözlerini yukari kaldirir. Ayni anda sirtindaki agirligin yuvarlanarak gürültüyle kuyuya düstügünü hisseder.
Bu hikaye bir insanin Isa‘nin haccina yaklastiginda neler yasayabilecegi hakkinda çok güzel bir örnektir.
Gözlerim kaldirip baktigimda Ruhsal olarak Tanrinin kuzusunu görüyorum. Benim için Çarmihta kanini nasil akittigini. Utanarak aklima iki sey geliyor. Onun bana olan mucizevi sevgisi ve benim ise büyük günahlarim. Günahlarimin bagislanmasi. Kurtarici benim için bedelini çarmihta ödedi.
Kurtaricim benim yerime aci çektigi için ben günahlarimdan arindirildim. Benim günah zincirim çikarildi. Sirtimdaki yük çekti gitti. Gerecekten de Isa disinda hiç kimse böyle bir hediyeyi, günahlardan arindirilmayi saglayamazdi.




